Bunu anlamayan yok olacak..

Bunu anlamayan yok olacak..

Bunu anlamayan yok olacak..

Birçok sektörde bu ilkenin sıklıkla söylenmesine rağmen öneminin yeterince anlaşılmadığını düşünüyorum. Ya da anlaşılıyorsa da ben fark edemiyorum.

Yıllardır söylenir durur. “Müşterini tanı!”

Birçok sektörde bu ilkenin sıklıkla söylenmesine rağmen öneminin yeterince anlaşılmadığını düşünüyorum. Ya da anlaşılıyorsa da ben fark edemiyorum. Çünkü kocaman kocaman şirketlerde bile aykırı uygulamaları görmek, üretkenliğin aşağı düştüğüne şahit olmak, bu klişe sözün anlaşılmadığını hissettiriyor. Yine birkaç gün önce bu sözün önemini teyit eden bir örnek yaşadım.

Yıllardır birçok bankayla hem şahsi hem de kurumsal olarak çalışırım. Çalıştığım bankalar arasında genelde en memnun olmadığım banka ülkemin güzide şirketlerinden biri olan Yapı Kredi Bankası’dır.

Neden derseniz? Genelde geç dönerler, müşterilerini yeterince tanımazlar. Yani en azından benim tecrübelerim bu yöndeydi. Aklınıza “Madem öyleler neden onlarla çalışmaya devam ediyorsun?” cümlesi gelebilir. Açıklaması basit: her banka ile çalışmak sistemin genelde daha kolay işlemesini sağlıyor. Örneğin POS (Üye İşyeri) uygulamalarından faydalanmak istiyorsanız zorunlusunuz. Başka bankaları da kullanabilirsiniz ama yine de “Worldcard” kullanıcıları nedeniyle onlara da ihtiyaç duyuyorsunuz.

Yıllardır KOBİ olarak faaliyet gösterirken bu kadar memnuniyetsiz olduğum, sorunlara sebep olan bankanın farklı bir şubesinden farklı bir çalışanı (Umarım adını verdiğime kızmaz; Suadiye Şube: Dilek Kurttaş) sadece Dünya Gazetesi’nden hakkımda okuduğu bir haber nedeniyle beni aramaya ve ziyaret etmeye karar vermiş. Bana da Private Banking (Özel Bankacılık) bölümünden olduğunu iletti. Ben de daha önce çalıştığım şubenin hiç ziyaret etmemiş olması nedeniyle “Allah, Allah YKB’de bir değişiklik mi var?” diye randevu talebini kabul ettim ve görüşmek istedim.

Bana gelir gelmez “Us’ta Yol kitabınızı Seslenen Kitap’tan sesli olarak dinlemeye başladım ve yazdıklarınız çok hoşuma gitti oldu. Çok yakında da Ahuna adlı kitabınızı okumaya başlayacağım.” demez mi? Bir anda bir yaşıma daha girdim ve “Bankacılar ne zamandan beri” müşterisini bu derece tanımaya başladı diye düşündüm. İlk defa iş ilişkisinde olduğum biri bunu aktarıyordu. Daha da ilginci her gün Yayınevi’ne kitaplar geliyor, daha tek bir yazarın bile “Ben kitabınızı okudum şöyle böyle yorumlarım var, size de kendi eserimi gönderiyorum” diyenine bile rastlamadım. Karşımdaki bir bankacı, yeniden vurgulamak istiyorum.

İlk anda sadece bu kadar çaba harcama ve tanıma isteğine girmiş biri olsa karşınızda ne düşünürsünüz? Elbette ki “Bana ne kadar değer veriyor, eğer onunla çalışırsam benimle ilgilenecektir.” oldu. İlginç olan çalıştığım diğer şubenin yöneticisi ve personeli benim transfer edilme isteğime rağmen yıllardır ziyaret etmedikleri beni “Kusura bakmayın, biz sizinle ilgilenemedik ama vallahi başka yere bırakmayız” nidaları oldu.

Öğrenemedik ama öğreneceğiz. Müşterinizi tanımazsanız, bir adım öne gidemezsiniz. Çoğu zamanda önemli olan banka ya da şirket değil. Önemli olan bu kurumların hangi perspektife sahip insanlarla çalıştıkları… Siz siz olun satışçılarınızın müşterilerini tanımalarını sağlayın. Ya da sağlamayın, o zaman zaten uzun süre kurumunuz ve satışçılarınız olamayacak. Her durumda iyi olan kazanacak yani….

Sevgilerimle


Umut KISA

Yazar Hakkında

“İzotomi ile hayatınıza yeni bir sayfa açabilirsiniz.”

GÜCÜNÜZÜ KEŞFEDİN, GELECEĞİNİZİ PLANLAYIN...