Güç Bazen Liderleri Aptallaştırır.

Güç Bazen Liderleri Aptallaştırır.

Güç Bazen Liderleri Aptallaştırır.

Bireyleri tanımak, ülkenin eğitim, siyaset vb. politikasını belirlemek için de ciddi bir bilgi verir. Yıllardır sürdürdüğümüz envanterimiz sonuçlarını düzenli aralıklarla paylaşıyoruz.

İlerlemek bazen geri çekilmektir.

Bazen en iyi adım hiçbir şey yapmamak ya da sessiz kalmaktır.

Çoğu yönetici hayatta elde ettiği başarılar nedeniyle genellikle daha iyi bildiğini ya da olduğunu düşünme eğilimindedir. Kendilerine gelen itirazları dinlermiş gibi görünürken aslında dinlemeden burun kıvırmaktadırlar.

Eğer karşı tez sahibinin ısrarı artarsa bu durum sinirlenmelerine ya da ortamın gerginleşmesine sebep olabilir.

Bahsettiğim sadece iş ortamları için değil özel hayatımız için de geçerlidir. Dürüst olmak gerekirse ben de biri beni aşağıladığında, yaptığım işin kalitesini küçümsediğinde ya da düşüncelerimin işe yaramaz olduğunu ifade ederek karşı çıktığında rahatsız olurum. Ancak gençken aynı durumlarda yumruklarımı sıkar, hiddetlenir ve onlara sert bir şekilde karşılık verirdim.

Kabul etmek lazım ki insanın kendini kontrol etmesi, hatta kontrol etmeye çalışması bile pek kolay değil. Eğer komşunuz, size ait olan bir ağacın dallarını kesiyorsa ona aynı şekilde tepki vermek isteyip onun ağacının dallarını kesmeye çalışabilir hatta ölçüyü bile kaçırabilirsiniz.

Ancak bir an için üzerinde biraz düşünmenizi istiyorum. Size yapılan herhangi bir saldırıyı, sözü ya da aşağılamayı, karşıt bir şekilde değerlendirdiğinizde mutlaka ve mutlaka daha sert bir şekilde karşılık alarak deneyimleyeceksiniz. Sonra siz de daha sert bir müdahalede bulunacaksınız.

Aynı milin etrafında dönüp duran fareler gibi, bir kere sürecin içerisine girdikten sonra kaçınılmaz bir şekilde her iki tarafın da saldırıları büyüyecek ve kocaman bir kötülük merkezi haline gelecektir.

En son isteyeceğiniz şey; işten atmak/atılmak, kavga etmek, arabanızın çizilmesi(!) olabilir. İnsanların öfkelerini hangi aşamaya kadar götürebileceklerini tahmin dahi edemezsiniz.

Çocuklardan öğrenebileceğimiz çok güzel bir ders var. Onların kavgalarının en güzel tarafı, kısa bir süre sonra tüm kavgalarına rağmen yeniden oyuna başlayabilmek; biz yetişkinler bunu gerçekleştiremiyoruz.

Bir kere raydan çıktık mı, bir daha geri dönemiyoruz.

Kardeşler de öyledir, aralarında savaşırlar ama beş dakika sonra sanki hiç kavga etmemiş gibi var olabilirler. Yetişkinler olarak madem sorunu çözme konusunda başarılı değiliz, en azından sorunu başlatmama ya da sorunu büyütmeme konusundaki becerilerimizi artırabiliriz.

İletişimde olduğumuz her kim olursa olsun, geliştirmemiz gereken becerilerden biri dilimizi ısırma becerisidir. Bunu yapabildiğimizde en azından büyümeyi durdurabiliriz. Ancak işin püf noktası da burada;

“Açıklanmamış her duygu, çok daha çirkin şekillerde ortaya çıkar.”

Yani birine öfkelendiğinizde o öfke öyle ya da böyle, ya aynı kişiye ya da başka bir kişiye tamamen alakasız bir anda ortaya çıkacaktır.

Bunu engellemenin tek yolu duygunun ortaya çıkış şeklinin gerçekten neyden kaynaklandığını, kime karşı olduğunu ve artış sürecini iyi analiz etmektir. Ancak tüm süreç önce dilinizi ısırmakla başlar. Duygunun karşı tarafa doğru şekilde ifade edilmesi ise duyguların doğru şekilde ortaya koyulmasını sağlar. Ancak duygularınızı açıklarken size tavsiyem aşağıda verdiğim cümleyi tamamlamanız:

“Sen böyle söylediğinde/böyle yaptığında kendimi …………….. (suçlanmış, aşağılanmış, vs.) hissettim. Siz boşluğu istediğiniz şekilde doldurabilirsiniz.

Yazar: Umut KISA

İletişim alanında doktora çalışmaları yapmakta olup, Prof. Dr. Paul Ekman'ın duygular ve mikromimik analizleri konusunda öğrencilerinden biridir. 6 kitabı bulunmaktadır.

Yorumlar (0)

Hiç yorum yapılmamıştır. İlk yorum yapan siz olun.

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız gösterilmeyecektir. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.

“İzotomi ile hayatınıza yeni bir sayfa açabilirsiniz.”

GÜCÜNÜZÜ KEŞFEDİN, GELECEĞİNİZİ PLANLAYIN...